Her Düşenin Kanadı Yoktur || Arter

16:22

Bugün sizlere daha önce gidip gördüğüm ama bir türlü yazma fırsatı bulamadığım "Her Düşenin Kanadı Yoktur" sergisinden bahsetmek istiyorum. Bu sergi, yer çekimi ve ağırlık kavramlarının etrafında geliştirilen ve "düşmek" kavramını ele alan eserlerin bir araya gelmesinden oluşuyor. Yükseliş ve düşüş arasındaki dengeye odaklanılan serginin küratörlüğünü ise Selen Ansen üstleniyor.


9 Haziran'da Arter Sanat Galerisi'nde ziyaretçiye açılan ve oldukça yankı uyandıran "Her Düşenin Kanadı Yoktur" sergisini gezmek için hala geç kalmış sayılmazsınız. İstanbul'da olanlar, bayram tatilinizde iyi bir sergi gezmek isterseniz 18 Eylül'e kadar vaktiniz var.

Sergide beni en çok etkileyen 5 eser hakkındaki izlenimlerimi postun devamında bulabilirsiniz. Siz de sergiyle ilgili izlenimlerini yorum olarak benimle paylaşabilirsiniz.







Bruit Blanc - VOID

Eser, farklı ses frekanslarının bir arada kullanılması ile ortaya çıkan "beyaz gürültü" teriminden adını alıyor. İSKİ rögar kapakları gibi şehrin içinden çıkarılan kalıpların çalınabilir disklere dönüştürülmesi ile ortaya çıkan eser, ses dalgasının geçtiği yerde iz bırakması ve tüm yüzeylere kaydedilmesi üzerine yoğunlaşıyor. Dolayısıyla Bruit Blanc, ziyaretçiye değişim halinde olan açık bir hafızanın seslerini dinletmiş oluyor.

*VOID Brüksel'de kurulmuş bir görsel ses tasarımı kolektifidir. Arnaud Eeckhout ve Mauro Vitturini tarafından kurulmuştur.




Ftt, Ft, Ftt, Ftt, Ffttt, Ftt - Ryan Gander

Sanatçının yerleştirme eseri, sergi alanının mimarisi ile etkileşime giriyor. Farklı yerlerden atılmış gibi görünen oklar, yönlerin çeşitliliğini gözler önüne sererken mekanı da adeta bir savaş alanına çeviriyor. Eser; yer çekiminin de etkisi ile dikeyliğin otoritesinin düşmekte olduğu bir alan yaratmayı amaçlıyor.




Dekadans Teşebbüsü - Anne Wenzel

Anne Wenzel savaşın ve insanın neden olduğu felaketlere eleştirel bir tavırla yaklaşan bir sanatçı.

Wenzel'in devasa çiçek buketleri şeklindeki heykelleri, çiçeklerden beklenilen sıfatların aksine çürümüşlük halindeler. Neredeyse ölmek üzere olan çiçeklerin yapraklarının yere doğru eğilmeye başladığı görülüyor. Bu da her şeyin bir gün yere ineceğini ya da sona ereceğini hatırlatıyor.




Sessiz Manzara - Anne Wenzel

Sanatçının çöküşü ifade ediş tarzını çok etkili ve güçlü bulduğumu söylemeliyim. Gotik bir ormanı andıran eser su dolu bir tank, içinde yer alan heykeller ve odanın duvarlarını kaplayan bir resimden oluşuyor. Ziyaretçilere odaya ilk girdiklerinde bir felaketten arda kalanlara baktıklarını düşündürüyor ve bunun rahatsızlığını duymalarını sağlıyor. Felaketin ardından ayakta kalan ağaç gövdeleri ve yıkıntılar ise yıkım ve inşa döngüsünü yansıtıyor.



isimsiz: yıkıksahne2016 - Phyllida Barlow 

İstiklal Caddesi'nde yürürken daha galerinin camları arkasından bir modern çağ yıkıntısı dikkatinizi çekebilir. Mekana özgü tasarlanan ve çoktan düşmüş ya da her an düşecek gibi duran yapıt, aynı zamanda ayakta kalabilmeyi başarabilmiş olmasıyla güçlü bir izlenim bırakıyor. Yatay düzlemde devam etmesi eseri bir kanat gibi görmemize olanak sağlıyor. Bu da düşmeyi engelleyecek bir organ olarak atfedilen kanat figürünün aslında ağırlığından dolayı yükselmeyecek olması ironisini akıllara getiriyor.

Aslında sergide bahsetmek istediğim daha bir çok eser var, ama vaktiniz varsa son üç gününde gidip görmenizi öneririm. "düşme" ve "yükselme" kavramlarını sorgulayacağınız, "ses" üzerine düşüneceğiniz bir deneyim olacağına inanıyorum.

You Might Also Like

0 yorum