İstanbul Coffee Festival Ardından

09:09

Herkese merhaba!

Güzel bir hafta sonunu geride bıraktık. Grip olmama rağmen hem sevdiklerimle iyi vakit geçirdiğim hem de bol bol dinlendiğim bir hafta sonu olduğu için mutluyum. Umarım güzel bir hafta daha bizi bekliyordur.



Geçtiğimiz hafta Perşembe günü başlayıp Pazar gününe kadar devam eden (6-9 Ekim) İstanbul Coffee Fest'i de geride bıraktık. Oldukça büyük ve hareketli bir festivaldi. Yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekkürler.

Bu yazıda benim gözümden İstanbul Coffee Festival'i bulacaksınız. Siz de bu etkinliğe katıldıysanız, izlenimlerinizi yorum olarak görmek beni mutlu eder.









Öncelikle festivalin yapıldığı yer olan KüçükÇiftlik Park'ın kapısından girip sola doğru gelişigüzel yöneldim ve karşıma Cunda Taş Kahve çıktı. Güleryüzlü hemşerilerim, dövülmüş Türk Kahvesi ve kahveli lokum ikramlarıyla bana memleket esintisi gibi geldiler. Çok teşekkürler :)


Yolunuz Ayvalık taraflarına düşerse mutlaka uğrayın!








Söz konusu kahve olunca biraz eski kafalı olduğumu kabul etmeliyim. Yeni lezzetler denemeyi çok sevmem, en sevdiğim kahve Türk Kahvesi'dir, filtre kahveyi sütsüz içmem vs.

Bu yüzden, hipster'ların uğrak yeri 3. dalga butik kahvecilerin standlarında çok vakit geçirdiğimi söyleyemeyeceğim.




Festivalin en sevdiğim kahvecisi kesinlikle Kuru Kahveci Mehmet Efendi oldu. Festival alanına kurdukları standlarıyla adeta bir sokak oluşturmuşlardı. Kahve ikram etmelerinin yanında herkese, içinde kahve fincanı ve kahve olan birer gift bag dağıtmaları çok hoş bir jestti. Ayrıca vintage reklam afişlerini andıran görsel çalışmalarını oldukça başarılı buldum. Well done Mehmet Efendi, you melt my heart!







Walter's Coffee Roastery, konseptinden dolayı 3.dalga kahveciler arasındaki favorimdi diyebilirim. Bir Breaking Bad hayranı olarak sarı tulumlarla deney tüplerinde kahve yaptıkları için aşırı sempatik buluyorum ama söylemeden edemeyeceğim, standta kahve yapan arkadaşlar fotoğrafçısıyla gelen moda blogger'ı ablalarımıza farklı, normal vatandaşa farklı davranıyorlardı. Bu çifte standart bana çok itici geldi, benden söylemesi.



Festival sahnesinde müzik yapan grupları oldukça başarılı buldum. Çimlerde oturmuş hipsterları ve yuccie'leri görünce bir an kahve festivalinde olduğumu unutup Coachella'da falan hissettim kendimi.
Bu başarı hepimizin!

Kahvenin ekürisi çikolata olmadan bir coffee fest düşünemezdik herhalde. Bu yüzden gün içinde ikramlarıyla beni mutlu eden Eti Karam ve Lindt'e, ayrıca kurabiyelerine hiç bir zaman hayır diyemeyeceğim Lotus'a teşekkürü bir borç bilirim. Cansınız!

Fotoğraflar ve bu güzel gün için sevgili kuzenim Dr. Sevda Ouzeir'e teşekkürler :)

Festivaldeki enlerimi ve izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Ekim ayında İstanbul'daki diğer etkinliklere göz atmak ve takviminize işaretlemek isterseniz diye linki aşağıya bırakıp gidiyorum.

http://dijitalturta.blogspot.com.tr/2016/10/events-in-istanbul-ekim-etkinlik.html

You Might Also Like

1 yorum

  1. Bu festival olduğu zaman inanın içim gidiyor. Ne kadar Türk kahvesi içemesem bünyeme ağır gelse de genel olarak o kahvenin aromasına kokusuna aşık bir insanın oraya gidememesi gerçekten bayağı üzüyor yani.
    İmrendim size :)

    -Sağlıcakla kalın

    YanıtlaSil