Sense8 Dizisinden 5 Unutulmaz An

13:38


Sense8, Netflix'in en çok ses getiren orijinal dizilerinden biri. Yönetmen koltuğunda ise Matrix'in efsane yönetmenleri Wachowski Kardeşler var.

Peki Sense8 neden bu kadar sevildi ve bu kadar konuşuldu?

Çünkü fantastik bir dizi olmasına rağmen aynı zamanda çok gerçekçi. Dünyanın 8 farklı yerinde aynı gün doğan ve birbirine duyuşsal olarak bağlı 8 kişinin hayatını izlediğimiz dizide kahramanların başına geçen ayrımcılıklar, yaşadıkları mücadeleler aslında hiç de yabancı olduğumuz şeyler değil.



Sense8, aynı zamanda LGBT topluluğuna bir saygı duruşu olarak da adlandırılıyor. Kendileri de trans olan Wachowski Kardeşler, özellikle eşcinsel ve trans bireylerin yaşadıklarını o kadar güzel bir şekilde ekrana aktarmış ki, saygı duymamak elde değil.

İlginizi çekebilir:

Onur Haftası Nedir? Neden Kutlanır?


2015 yılında başlayan, 2. sezonu yayınlanan dizinin 3. sezona başlamayacağı duyurulunca izleyicilerden oldukça tepki gelmiş olacak ki, 2 saatlik bir bölüm yayınlayarak final yapacaklarını açıkladılar. Dizinin bitmesini istememekle birlikte 2018'de yayınlanacak final bölümünü de sabırsızlıkla bekliyoruz.

Bugün son zamanların en çok konuşulan dizilerinden biri olan Sense8 dizisinin beni en çok etkileyen, en unutulmaz bulduğum 5 anından bahsedeceğim. Siz de Sense8 dizisini izlediyseniz, favori sahnenizi yorum olarak paylaşmayı unutmayın.

(SPOILER UYARISI - Yazıda çok büyük bir spoiler yok, ama bazı olayların gidişatını öğrenebilirsiniz.)



Who Am I? (Ben Kimim?)

Lito'nun oynadığı filmin galasında ve Capheus'un Nairobi'de gazetecilere aynı anda verdikleri röportajda söyledikleri gerçekten çok etkileyiciydi. Toplumun verdiği "etiketler" ne olursa olsun, öncelikle herkesin insan olduğunu ve eşsiz olduğunu unutmamak gerektiğini bir kez daha hatırlattı.



"Hayır anlamaya çalışmıyorsun. Çünkü etiketlemek, anlamanın tam tersidir.
İnsanın ten rengi ile cesaretin ne ilgisi var?
Filmleri seven küçük bir çocuktum. Ve izlediğim kahramanlar, kendimi olduğumdan daha cesur, daha komik, daha akıllı hissettiriyordu. Yapabileceğimi düşünmediğim şeyleri yapabileceğime inandırıyordu. Ama annesi, büyükannesi ve teyzeleri ile ile televizyon izleyen o çocuk, aktör/şoför olan o adam değil. O aktör/şoför, karşınızda gördüğünüz kişi ile aynı değil.
Ben kimim? Yani nereli miyim? Günün birinde ne mi olacağım? Ne mi yapıyorum? Neler mi yaptım? Neyi mi hayal ediyorum? Yani... gördüğünüz kişi mi yoksa benim gördüğüm mü? Nelerden mi korkuyorum ya da neyi mi düşlüyorum? Yani kimi mi seviyorum? Yani kimi mi kaybettim? Kimim ben?
Bence sizin olduğunuz kişiyle tamamen aynıyım. Ne daha fazla, ne daha eksik. Çünkü tamamen sizinle ya da benimle aynı olan bir kimse ne oldu, ne de olacak."


I Hate That Word (O Kelimeden Nefret Ederim)

Lito'nun paparazziler tarafından evinin önünde beklendiği ve Kala'nın da kocası ile tartıştığı sahne, bence bu dizinin en iyi sahnelerinden biriydi. Lito'nun evinin duvarına yazılmış "Faggot" (Eşcinsel erkekleri aşağılamak için kullanılan argo sözcük) kelimesini, her karakter kendisine hakaret olarak söylenmiş ve nefret ettikleri başka bir kelime olarak hissetti. 



Kala ve Lito'nun "This is the 21st century, people. Get over it!" (21. yüzyıldayız. Bunları artık aşın!) diye haykırması da, kesinlikle başka bir söze gerek bırakmadı. 

21.yüzyılda yaşamamıza rağmen bir kadının bakire olup olmadığı, bir kişinin cinsel yönelimi, ten rengi, hayat tarzı hala "sorun" olarak görülebiliyor. Başka bir insanın özgürlüğünü kısıtlamadığı sürece, herkes istediği şekilde yaşayabilir. Bunu anlamak ve benimsemek bu kadar zor olmamalı, değil mi?



Art is Love Made Public (Sanat, Halka Açık Aşktır)

Lito'nun görüntülerinin basına sızması üzerine, Hernando'nun sınıfında söylediği sözler kesinlikle bir ders niteliğindeydi ve bu dizinin bence en unutulmaz anlarından biriydi.

"... bu subje ve objenin ilişkisinin tersine döndüğü bir an. Kaçınılmaz bir rol değiştirme. Şimdi görülen şey, göreni ele veriyor. Çünkü seyredenin gözleri istediği yerde sadece güzelliği değil, aynı zamanda sığlığı, çirkinliği, karmaşayı ve önyargıyı bulur. Seyreden görmek istediğini görecektir ki, bu da Bay Valles, sizin görmek istediğinizin "homo pornosu" olduğunu gösteriyor.
Bunun yanında, sosyal eğilimlerin, temel önyargıların ötesini görebilen bir çift göz, bu resme baktığında zevk anında görüntülenmiş iki erkeği görebilir. Elbette erotik, ama ayrıca hassas ve savunmasız. İkisi de kameradan habersiz. Her ikisi de birbirine ve aşka sıkıca bağlı. Daha önce bu derste belirttiğim gibi, sanat halka açık aşktır."


Marc Jacobs Etkisi

Dünyanın en ünlü tasarımcılarından biri olan Marc Jacobs, Sense8 dizisinin bir bölümünde yer aldı. Lito'nun Hollywood'taki bir filmde oynayacağı karakter için kostüm yaratan Jacobs'un repliklerinden biri gerçekten unutulmazdı.


"If all the world is a stage, identity is nothing but a costume." (Eğer dünya bir sahne ise kimlik kostümden başka bir şey değildir.)
Diğer dizilerde de moda dünyasının devlerinden böyle güzel sözler duymak isteriz.



Nomi ve Amanita

Dizideki en tatlı çift kesinlikle Nomi ve Amanita. Özellikle Amanita'nın Nomi'ye her konuda destek vermesi gerçekten çok etkileyici ve romantik. Dizinin en şiirsel sözlerinden birinin de Amanita'ya ait olması o yüzden şaşırtıcı değil.

"Impossibility is a kiss away from reality." (İmkansızlık, gerçekten bir öpücük uzakta.)



Karşımızdaki kişinin ne hissettiğini anlamamız için 
illa ki homo sensorium (duyuşsal) olmamıza gerek yok, 
biraz empati yapmamız yeterli.

Dizide gerçekten çok güçlü ve etkileyici pek çok an var. Benim favorilerim bunlardı, bu diziyi izlediyseniz siz de kendi favori anınızı yorum olarak yazarsanız çok sevinirim.

You Might Also Like

0 yorum